Etiketler
Paslaş
Hiçbir Şeyimiz Yok
T. için…
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın?
Ne eski günlerimiz, ne o gülmelerimiz.
Toprağa değdikçe çatlayan topuklarıma hasret,
Yürümeyi özleyen,
Ayrıca özlemeye yeni isimler arayan,
Ben…
Bugün seni sandığından daha çok özlüyorum.
Kime anlatsam anlamayacak biliyorum.
Tüm sözler yalnızca sana bu yüzden.
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın?
Yaşadığını zannettiğin hayat bile sana ait değil.
Baharın gelmesini bekleme,
Sanma ki bundan sonrası asude.
Bütün sözlüklerini yanına al,
Belki yaşananların bir karşılığı vardır diye,
İstediğin kadar karıştır.
Ben tutsak, sen tutsak…
Ne olur kendimizi biraz daha özgür bıraksak?
Hiçbir şeyimiz yok!
Bak yine karlar yağacak,
Eldivensiz kartopu oynamak çocukluğumun korkusudur.
Sen sıcak çayını yudumlarken,
Yine bir yerlerde,
Kendisine hiç yakışmayan iki renk olan açlığın sarılığı ve soğuğun morluğu ile bir çocuğun kalbi gelip hayallerine oturacak.
Şaşırmayacak artık insanlar,
Ölüm onlar için basit kalacak…
-nihayetinde kimilerine göre ölmek sadece fakir fukaraya yakışacak-
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın?
Yine kış gelecek, bahar gelecek…
Elbet sonrası yaz.
Adalet sanılan zehirli sarmaşık sarmalamışken koca ormanı,
Korkmaya devam edecek insanlar.
Ve yine memleketimin gencecik fidanları, oğulları vermeye devam edecek eskiye dair hesapları.
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın?
“Eskisi gibi değil buralar.” diyor gözlerinden uyku akan taksi şoförü,
“Eskiden nasıldı?” demeli miyim?
Kanamaya müsait, pansumanı imkânsız bir yara oluyor kurulan cümle.
Galiba susmak en iyisi.
Hepimiz ne zaman susturulduk?
Sözün bittiği yer’e gelmek ne kadar da kolay oldu.
Hiçbir şeyimiz yok!
Şimdi dışarı çıkıp etrafına baksan,
Karşına solgun bir fotoğraf çıkacak.
Acının rengi olmadı; hiç olmayacak.
Ateş her zaman sadece düştüğü yeri yakacak.
Hiçbir şeyimiz yok!
Tutunmak için çırpındığımız kitaplarımızı da tükettik.
Okudukça kalabalıklara karışmam gerekirken,
Gittikçe uzağa, daha uzağa gidiyorum.
Rüyalarca gördüğüm yüksekten düşme korkularımı bir kenara bırakırsak,
-bu korku aşk acısı ile eşdeğer, daha önce sana bahsettiğime eminim.-
Hayata tutunma çabamda korkacak bir şey kalmadı.
Avuç içi çizgilerim bile birbirinden farklıyken,
Bütün insanları aynı görüyorum, tekdüze.
Sen hâlâ farklı mısın T.?
Hiçbir şeyimiz yok!
Hep inandığımız aynı masaldı.
Büyüyünce mutlu olacaktık,
En güzel evler, en güzel arabalar,
İyi bir iş ve kıyafetlerimiz düzgün,
(Bunları yazarken içim neden bu kadar üzgün?)
Söylesene, biz ne zaman büyüdük T.?
Senin de kâğıttan gemilerini, kıyılarını, sahillerini,
Ve adını anmaya dahi yıllarca cesaret edilemeyen denizlerini ellerinden aldılar mı?
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın?
Sen benden beş adım geri, sene seksen yedi.
Saçların kırmızı kurdeleli,
Elimde çelik çomak oyunları,
Şimdilerde ise takım elbiseli, bildiğin deli!
Ben biraz sana ama en çok hayata küstüm.
Ola ki bir gün çıkagelirsen,
Gemileri, kıyıları, sahilleri ve denizleri,
Açlığın sarılığı ile soğuğun morluğunu da getir yanında.
Getirebilirsen.
Hiçbir şeyimiz yok, farkında mısın? (24 Ek. 2011 Malatya)






Son Yorumlar